Genelde elektrikler kesikken oluyor bu bana... Yani sebepsiz uyguladığım, isim koyamadığım olay... on, dokuz, sekiz diye başlayan, yediden sonra yavaş yavaş heyecanın arttığı, üç ve sonrasında götümün tavana vurduğu bi mutluluk benim için...
Eğer meditasyona inanıp, vrenden enerjiyle mutluluk diliyorsanız buna da inanın. En azından bi kaç kez sayın... Bakın zamanla nasıl alışıyorsunuz onsuzluğa... Kolları arkadan bağlı gömlek içinde de sırıtmıyorsunuz zamanla...
Aşk her yerde bahar değil, bazen kışlara gebe... Farzet saydım ve mutlu oldum bu sefer... Başhemşirenin internet kullanımıma izin vermesine çok teşekkür ediyorum... Sağol abla. Özleeeeeeem ablaaaaaa...
6 Kasım 2009 Cuma
29 Ekim 2009 Perşembe
ilkokul yıllarımda kaldı ama ben yine de çok özlüyorum...
aaaaaaah o fişler yok muydu? birbirinden anlamsız fişler, bi anlam çıkarmaya çalışır, sonunu ayşegül'e bağlamaya çalışırdım. o yıllardan allah'ın özel bir ürünü olduğumu anladım zaten. zaten aşklar hep yalan dolan, sonu hep sızı hüsran, geriye kalan ardından yalnızlık olsa da sana değer. ulan ne güzel şarkı sözleri olur bunlar ya... neyse. konu dağılması. ilkokul fişlerimi çok özledim. ali topu tut. ali topu tutarken ben de ayşegül ile gazoz içerdim kantinde... ama hayali tabii ki... ayşegül kevaşesinin çilli ali ibnesinde ne aradığını bilemezdim. bilseydim sana ben delice bağlanır mıydın kahpecik!
bahattin: küçük kahpeee küçük kahpee napıyorsun bana söyle?
ayşegül: mincarıma bakıyorum, kim takacak düşlüyooorum?
bahattin: mincarınııııı, ananı daaaaaa katacağım bi gün önümeeee...
ulan bu şarkıyı da az söylemedim ayşegül'e. ilkokul fişlerim canlandı gözümde. ayşegül ile başlayan ilkokul fişleme hikayelerim, takıntıya dönüştü sonra da tedavisi olmayan bi hastalığa... hep böyle başlıyor ya hikayeler. ya hadi ya seni unuturum dediğim ilk secgilimden ayrılalı bugün tam 11 yıl olmuş. iki çocuğu var, allah analı babalı büyütsün.
neyse konumuz fişler. böylesi takıntı yaptığım detaylar canlanırdı gözümde hep... ayşegül ile başlayan iç sesimin fişler ile konuşması sonrası çevreme yayıldı. artık iç sesim fişler gibi konuşmaya başladı.
- git halil git, artık siktir git! ( sürekli borç isterdi halil )
- bak ebru bak bu pipi. ( çok güzeldi ebru -beden derslerinde el ele gezelim istanbul'a gidelim salaklığında hep yanıma düşsün isterdim ama olmadı... )
- yeter sami yeter. iflağımızı siktin! sami iflah siker! ( pazartesi günü açılış konuşmasını 1 saat 25 dakika altında yaptığını hatırlamadığım müdürüm.
- kop demet kop, artık benden kop! ( ayten teyzeye saygımdan bi türlü tersleyemediğim kızıydı. aynı apartmanda oturmamız münasebetiyl günde 128 kez kız oyunlarına çağırdığı yetmiyomuş gibi beni, bir de ilkokuldan sonra ilk kez çalıştığım fırında ziyaretime gelmez miydi? o fırıncı küreğini sokasım gelirdi. neyse geçti ya artık )
bu fişleri kim icat etti araştırmadım. ellerine sağlık.
aferin fişçi aferin. bir ömrü heba ettin! ( vay bee hala fiş tadında konuşturabiliyorum iç sesimi )
saygılarımı sunmadan önce, yapımımda ve yayınımda emeği geçen somya yatağa teşekkür ediyorum. ( cidden evde doğmuşum - hala annemlerin evinde saklı durur o somya yatak. atın ulan diyorum atmıyorlar. yahu tetenoz olacaksınız küflendi. yok! neymiş beni dünyaya getirirken onun üstünde... tövbee yarabbem ya )
bahattin: küçük kahpeee küçük kahpee napıyorsun bana söyle?
ayşegül: mincarıma bakıyorum, kim takacak düşlüyooorum?
bahattin: mincarınııııı, ananı daaaaaa katacağım bi gün önümeeee...
ulan bu şarkıyı da az söylemedim ayşegül'e. ilkokul fişlerim canlandı gözümde. ayşegül ile başlayan ilkokul fişleme hikayelerim, takıntıya dönüştü sonra da tedavisi olmayan bi hastalığa... hep böyle başlıyor ya hikayeler. ya hadi ya seni unuturum dediğim ilk secgilimden ayrılalı bugün tam 11 yıl olmuş. iki çocuğu var, allah analı babalı büyütsün.
neyse konumuz fişler. böylesi takıntı yaptığım detaylar canlanırdı gözümde hep... ayşegül ile başlayan iç sesimin fişler ile konuşması sonrası çevreme yayıldı. artık iç sesim fişler gibi konuşmaya başladı.
- git halil git, artık siktir git! ( sürekli borç isterdi halil )
- bak ebru bak bu pipi. ( çok güzeldi ebru -beden derslerinde el ele gezelim istanbul'a gidelim salaklığında hep yanıma düşsün isterdim ama olmadı... )
- yeter sami yeter. iflağımızı siktin! sami iflah siker! ( pazartesi günü açılış konuşmasını 1 saat 25 dakika altında yaptığını hatırlamadığım müdürüm.
- kop demet kop, artık benden kop! ( ayten teyzeye saygımdan bi türlü tersleyemediğim kızıydı. aynı apartmanda oturmamız münasebetiyl günde 128 kez kız oyunlarına çağırdığı yetmiyomuş gibi beni, bir de ilkokuldan sonra ilk kez çalıştığım fırında ziyaretime gelmez miydi? o fırıncı küreğini sokasım gelirdi. neyse geçti ya artık )
bu fişleri kim icat etti araştırmadım. ellerine sağlık.
aferin fişçi aferin. bir ömrü heba ettin! ( vay bee hala fiş tadında konuşturabiliyorum iç sesimi )
saygılarımı sunmadan önce, yapımımda ve yayınımda emeği geçen somya yatağa teşekkür ediyorum. ( cidden evde doğmuşum - hala annemlerin evinde saklı durur o somya yatak. atın ulan diyorum atmıyorlar. yahu tetenoz olacaksınız küflendi. yok! neymiş beni dünyaya getirirken onun üstünde... tövbee yarabbem ya )
25 Ekim 2009 Pazar
markette bir anda bütün rafları dağıtma isteği...
öylesine düzenli ki, öylesine yavşakça ve disiplin içinde düzenlenmişler ki, böyle bir istek uyanıyor içimde... özellikle basık havalarda yürüyerek, araçsız gittiğim, amaçsız gezdiğimde oluyor bunlar... darmadağın olsunlar istiyorum. raflardan sorumlu olan kişi, kasap reyonundan satırı alıp kovalasın beni. yetişemesinler. market karışsın. kaçarken bir kaç reyona daha takılsın elim ayağım... salçalar yere düşsün... kasaya geldiğimde, ürünlerin koyulduğu otomatik düzenekten aynı filmlerdeki gibi kayıp geçeyim. kasada sıra bekleyen anlamsız gözlerde hüzün oluşsun...
acaba bunu manyaklığa iten neden neydi diye? sebepsiz fırtına misali.
ciddi anlamda bende bir takıntı bu. içeride öylesine bir düzen var ki rahatsız oluyorum. aradığım ne varsa şak diye buluyorum. bir kez bile sorun yaşamadım. belki de o deterjan kokan bakkal özlemimden kaynaklı olabilir bilemiyorum.
özenle market arabası kullanan kokonalar, alışveriş yapan çekirdek aile modelleri dağıtıyor bütün ilgimi. sadece markete geliyor diye süslenen kadınlar, evde kadın dırdırından kaçıp markete araştırmacı edalarıyla gelen amcalar. teknoloji standlarında pinekleyen gözlüklü tipler. Yemin ederim dayanamıyorum artık, yavaş yavaş ölüyorum, kor bi ateş düşüyor içime her sakin çıkışımda. Onlardan değilim ama ispat edemiyorum. Bir gün dağıtacam tüm rafları.
acaba bunu manyaklığa iten neden neydi diye? sebepsiz fırtına misali.
ciddi anlamda bende bir takıntı bu. içeride öylesine bir düzen var ki rahatsız oluyorum. aradığım ne varsa şak diye buluyorum. bir kez bile sorun yaşamadım. belki de o deterjan kokan bakkal özlemimden kaynaklı olabilir bilemiyorum.
özenle market arabası kullanan kokonalar, alışveriş yapan çekirdek aile modelleri dağıtıyor bütün ilgimi. sadece markete geliyor diye süslenen kadınlar, evde kadın dırdırından kaçıp markete araştırmacı edalarıyla gelen amcalar. teknoloji standlarında pinekleyen gözlüklü tipler. Yemin ederim dayanamıyorum artık, yavaş yavaş ölüyorum, kor bi ateş düşüyor içime her sakin çıkışımda. Onlardan değilim ama ispat edemiyorum. Bir gün dağıtacam tüm rafları.
adak ağacına kondom bağlayan abazan...
cinsel yaşamına artık tek elli devam etmekten bunalan, gidip adak ağacına mastürbasyon yaparken taktığı kondomları bağlayan kişi.batıl inançtır aslında. nasıl kızlar koca bulmak için, evsizler ev alabilmek için gidip ağaca çaput bağlıyorsa, neden bu abazanı hor görürsünüz anlamam. içdünyasını keşfetmeye başladığınızda bu abazanların aslında çok romantik olduğunu fark edeceksiniz.
denizde dilek taşı sektirir ayrıca bunlar. denize doğru yönüyle, sağ omzunu yere doğru vererek, sağ eliyle hızla fırlattığı dilek taşı;
- iki kere sekerse: kız sevecek ama vermeyecek.
- üç kere sekerse: kız hem sevecek hem verecek.
- dört kere sekerse: kız sevip verecek, ama babasına yakalanacaklar.
- beş kere sekerse: her türlü fanteziye açık kızla mutlu olacak.
- altı kere sekerse: açıkta yüzmekte olan kişinin kafası yarılacak.. vs diye uzar gider liste.efkarım birikti sığmaz içime, bin sitem etsemde azdır kadere. gülmeyi unutan yaşlı gözlere, mutluluktan bir haber ver dilektaşı... gidip sosyal etkinlikler ile sevgili edinmeyip salakça çaput bağlamak, daş fırlatmakla uğraşan abazanlara gülden karaböcek söylüyor, radyonuz mızmız efemde..
İnsan deniz yıldızından mı evrimleşti?


domuz gribi öldürücü değil ya, hani vücutta bi açık bulursa yerleşiyor, orada kalıyor ve ölümcül etkisini yakaladığı açıktan sağlıyor... işte böyle bie düşünce saplandı beynime. domuz gribi gibi. yıllar boyu süren maymundan geldik, topraktan geldik, yol balıktık sudan çıktık...
bugüne kadar bildiklerinizi unutun. bilimadamı şüphesiyle yaklaşın konuya. sadece eksik olan ara geçişte eksik olan bi parça... ama ne? tamamlanamayan bi parça... sulu yaşamdan kuruya nasıl geçtik onu bulamadım?
fotoğrafa baktığınızda rahatlıkla katılacağınız, şaşkınlık yaşayacağınız tespittir bu.
bakın eller ve ayaklar net görülüyor. hata payını da göz ardı etmeden iddia ediyorum. "biz deniz yıldızından geliyoruz". Kesin. Ulan bu kadar mı benzer bi insana deniz yıldızı ya?..
kelebek tırtıldan evrimleşmiştir, sarıkız minik buzağıyı sütten kesmiş, çilli horoz tavukları yatırıp düzmüştür tarih boyunca. Arkadaşım eşek, teyzemgil aşye, dayımlar necmi’ye de selam ederim. Bunlar hep senle tatile çıkamadıkça zihnimde çığ misali büyüyecektir. Ne inatçısın ya. Nolur deniz yıldızından fallar tutsak, minik istiridyelerden sana kolyeler yapsam? Nolur ulan?
24 Ekim 2009 Cumartesi
badem'den uzun süredir haber alamıyoruz, üzülüyorum...
uykularım kaçıyor. onun sevimli suratı ve balık kalıntılarından oluşan alacalı bıyıklarıyla, patlak gözlerle bakışları giriyor rüyalarıma... badem nerdesin acaba? merak içindeyiz yavrum. artık o ait olduğun sahillere geri dön. badem'i en son görenlerden bozburunlu süngerci nihat ( dayım ) bir kare fotoğrafını çekip, belediyenin resmi sitesinde yayınlatmış. aaah badem, neden oran buran oynuyor? kalsan ya bir sahil kesiminde. ulan bodrum neresi, bozburun neresi? umarım başına bir haller gelmemiştir badem... sabaha kadar duygularımı yazmak istiyorum badem, ama bugün cumartesi. ve cumartesi geceleri istanbul'da ne bademler ne fıstıklar öhhhöö pardon birden konu dışına çıktım.
resmen yaymış takılıyo. nerdesin ulan badem?
http://www.bozburun.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=172:medyatik-badem-bozburun-da&catid=85:haberler&Itemid=159
resmen yaymış takılıyo. nerdesin ulan badem?
http://www.bozburun.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=172:medyatik-badem-bozburun-da&catid=85:haberler&Itemid=159
itü sözlük'te yazan jack diego'ya cevap metni...
sözlüğün sevilen yazarı ( nick altında öyle diyorlar - neresini seviyorlar anlamadım ) jack diego, 30.08.2009 tarihinde saat 16:51 sularında yayınladığı girisinde ilginç ithamları, kanıtlayamadığı bir çok uydurması, ruhsal tedavi gördüğüm, delirdiğimi yazmış. bazı sözlük yazarlarının ziyaretime geldiğini yazmış. çok güldüm. ama bir kez daha gülme hakkım var sona saklıyorum bu kahkahamı "son gülen" olmak adına. şimdi iddialarına tek tek yanıt vereceğim.
"ziyaret etmek isteyenler için bakırköy ruh ve sinir hastalıkları bölümü a blok 471 nolu oda" demiş sevgili diego... belli ki sözlüğü güç olarak kullanıp, belli bir kitleyi kontrol altına alıp beni aciz bir durumda fotoğraflamak amacı... ancak oda numaram allah'tan 471 değildi. enayi miyim ulan 472 olduğunu söyleyecek kadar?
uzun uzadıya iddialarından tutun da, hayal dünyasında canlandırdığı dertli bahattin tiplemesi asla yazıya dökülen gibi değil. en azında bahattin delirmemiş, ancak çeşitli ruhsal problemler yaşamaktadır. 472 nolu odaya kebap sipariş etmeme rağmen, 80 döneminde uygulanan katı kuralların bir benzerini hastaneye taşıyan sevgili başhekime, sevgili başhekimi, sevgili başhekim mi? tamamlayamayacağım galiba. ne zararı vardı himmet abi odada kebap yememim?
üç tunç tas has adana kebabından kime ne zarar dokunur? hadi odada içki içmeme karışıyorsun da, karnım da mı acıkmayacak ulan? belki de diego'nun parmağı olabilir bu yasakta bilemiyorum...
belki de kendi ölçülerinde olmamı istiyor ama neden olayım ki? neden? kendisi üç ay gibi kısa bir zaman diliminde 12 kilo verdiyse banane. ulan nasıl zayıfladı bu arada aklıma takılmıyor değil... bildiğin sibel can zayıflaması bu ya. formülü ne diye peşinden sürükleniyorum, yok illa bana kalacak diyo.
neyse ayrı platformdan fazla sert cevap istemiyorum. ancak iddiaları külliyen ve kati suretle yalandır, kasti - organize biçimde bu planları uygulamaktadır. uymayın kendisine.
uzunnick, wildboy, tombalacı pascal, mevlüt şekeri hüznü ile de ayrı ilgileneceğim. ummadığınız an teşekkür edeceğim arkanızdan yaklaşıp.
artık benim de yazılı cevap verecebileceğim bir mecra var. uzanan dillere en doğru ağızdan yanıtları buradan bulabileceksiniz.
müvekkilim adına
avukat ebu abdullah bin ahmed musa el taytıl harezmi
"ziyaret etmek isteyenler için bakırköy ruh ve sinir hastalıkları bölümü a blok 471 nolu oda" demiş sevgili diego... belli ki sözlüğü güç olarak kullanıp, belli bir kitleyi kontrol altına alıp beni aciz bir durumda fotoğraflamak amacı... ancak oda numaram allah'tan 471 değildi. enayi miyim ulan 472 olduğunu söyleyecek kadar?
uzun uzadıya iddialarından tutun da, hayal dünyasında canlandırdığı dertli bahattin tiplemesi asla yazıya dökülen gibi değil. en azında bahattin delirmemiş, ancak çeşitli ruhsal problemler yaşamaktadır. 472 nolu odaya kebap sipariş etmeme rağmen, 80 döneminde uygulanan katı kuralların bir benzerini hastaneye taşıyan sevgili başhekime, sevgili başhekimi, sevgili başhekim mi? tamamlayamayacağım galiba. ne zararı vardı himmet abi odada kebap yememim?
üç tunç tas has adana kebabından kime ne zarar dokunur? hadi odada içki içmeme karışıyorsun da, karnım da mı acıkmayacak ulan? belki de diego'nun parmağı olabilir bu yasakta bilemiyorum...
belki de kendi ölçülerinde olmamı istiyor ama neden olayım ki? neden? kendisi üç ay gibi kısa bir zaman diliminde 12 kilo verdiyse banane. ulan nasıl zayıfladı bu arada aklıma takılmıyor değil... bildiğin sibel can zayıflaması bu ya. formülü ne diye peşinden sürükleniyorum, yok illa bana kalacak diyo.
neyse ayrı platformdan fazla sert cevap istemiyorum. ancak iddiaları külliyen ve kati suretle yalandır, kasti - organize biçimde bu planları uygulamaktadır. uymayın kendisine.
uzunnick, wildboy, tombalacı pascal, mevlüt şekeri hüznü ile de ayrı ilgileneceğim. ummadığınız an teşekkür edeceğim arkanızdan yaklaşıp.
artık benim de yazılı cevap verecebileceğim bir mecra var. uzanan dillere en doğru ağızdan yanıtları buradan bulabileceksiniz.
müvekkilim adına
avukat ebu abdullah bin ahmed musa el taytıl harezmi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

